| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BİZİM KİTABIMIZDA ÖLÜMÜN SAATİ DEĞİŞMEZ

MUTLULUĞUN GERÇEK SIRRI ..S.S.S.S

3LvlUl333948-02 SEVGİ :

 Sevgi: Erdemli olmaktır.

Sevgi, yaratılan her şeyi sevmektir, razı olmaktır. Yaratandan ötürü ve o gözle bakmaktır kainata.
Yaratılan hiçbir şey gereksiz ya da noksan değildir. Noksan, gereksiz ya da çirkin diye ifade ettiklerimiz bizim kendi eksiğimizdir.
Sevgi gece gibidir sevgisizliği örter.
Sevgi; sevilmeden sevmek ve almadan vermektir.
Dünyaya bakın, yaratılan her şey insanların hizmetine sunulmuştur. Beş duyumuzla asıl önemlisi de gönül gözümüzle seyredebilirsek bu alemi; insana ne kadar değer verildiğini görürüz de biz aynı değeri veremeyiz kendimize.
Kendimizi sevmeyi dolayısıyla da tüm insanlığa sevgi penceresinde bakmayı beceremeyiz. En büyük kötülüğü yine kendimiz yaparız kendimize.
İnsan olmaktır sevmek.. ..

sevgi aşk demektir hepimizin bildiği gibi de aşk çok güzel bişeydir.sevginin anlamı saymakla bitmez ama en güzel anlamı aşktır...

sevgi yaşamak demektir.sevgi binevi yaşama kaynağıdır.Aşkda aynıdır.Ama sevginin yeri çok ayrıdır.Sevgisiz hiç bişey olmaz.Aşk bile sevgi ile olur.Bu yüzden sevmek zordur
ama en güzel anlamıda sevginin aşktır

sevgi yürekte biriken tüm olumlu düşüncelerin dışa vurumudur...sadece aşkla sınırlayamayız...sevgi çok büyük bir okyanustur...aşk ancak içinde bir su damlası olabilir...sevmek,kuşu böceği çiçeği...anneyi babayı dostu...zamanı anıları...umudu...hiç tanımadığın birini...ve daha bir çok şeyi....

sevgi;yüreğimizin en derinliklerinde saklanan ve ortaya çıkmak için gerçek seveni ve sevgiye dair ne olursa olsun umudunun hiç tükenmediği ni bilen birini beklemektir...

SEVGİ:karşılığını almayacağını bilerek ekmektir..
SEVGİ:"yetti artık" diyememektir.

SEVGİ: Allahın insanın ruhuna kendi nurundan kattığı güzellik, insana en büyük ihsan

Sevgi,  "İnsan ı  bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu" olarak tanımlanırsa da, bu tanımın yetersiz ve yüzeysel olduğunu söyleyen birçok Kişi , sevginin tam anlamıyla tanımlanamayacağını düşünmektedir.

Sevgi denildiğinde genellikle akla ilk önce, iki karşı cins arasındaki duygusal çekim gelmekteyse de, aslında sevgi, yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah (c.c) sevgisi, Vatan sevgisi, ebeveyn e duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vs.) ve biçimlerine bağlı olarak büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Şefkat , Merhamet  ve Fedakarlık  sevginin farklı kılıklardaki yansımalarıdır.

Sevgi insanların  ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenektir.

Fakat insanlar bu yeteneklerini her zaman ideale yakın bir değer olarak kullanamamaktadırlar. Yani insanlar birbirlerini gerektiği gibi sevememektedirler.

Sevgi her şeyden önce fedakarlıktır, yani hiçbir karşılık beklemeden başkasına kendinden bir şeyler vermek esasına dayanır.

Gerçek sevgi merhamet, şefkat, fedakarlık gibi diğerkamca davranışlarla, uygulamalarla kendini gösterir; aksi takdirde kuru bir laftan ibaret kalır.

Gerçek mutluluk, ebedi olmayan maddi değerlerle değil, ebedi olan canlı varlıklara, özellikle insana duyulan sevgiyle ve diğer değer hareketleri ile ilgilidir.

 SAYGI :

İnsanlar arasındaki ilişkilerin en önemli kuralı sevgi  ve saygıdır. Bu yüzden, her İnsan çevresinden sevgi  ve saygı bekler. Sevgili Peygamberimizin bu konuda çok güzel bir sözü vardır: 'İnsan, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına karşı da öyle davranmalıdır.' Yani kendimize sevgi  ve saygı gösterilmesini bekliyorsak, biz de herkese karşı sevgi  ve saygı göstermeliyiz. Bunun ilk adımı ailede başlar.

Aile, toplumun en küçük birimidir. Toplumun güçlü olması için her aile yapısının sağlam olması gerekir. Aileye kuvvet veren en önemli unsur ise sevgi ve saygıdır. Örnek bir ailede, bütün fertler ailesine bağlıdır. Herkes Ailenin huzur ve mutluluğunu bozacak davranışlardan uzak durur. Birbirlerini üzmekten kaçınır, kırıcı sözler söylemez. Sevinçli ve üzüntülü günlerinde birlikte olurlar. Ailenin problemlerini çözmek için hepsi elbirliği yapar. Kişisel sorunlarda ise, birbirlerine destekçi ve yardımcıdırlar. Ailenin birlik ve beraberliğine önem verirler. Aile bütünlüğünü bozacak hareketleri yapmazlar.

Küçükler, büyüklerine karşı daima saygılıdır. Onların tecrübe ve tavsiyelerinden yararlanır. İsteklerini ve ricalarını yerine getirmeye çalışırlar. Karşılıklı konuşmalarında büyüklerin sözünü kesmezler. Yanlarında otururken saygılı otururlar. İzin alınması gereken konularda, onlardan habersiz hareket etmezler. Yapılması imkansız isteklerde bulunmazlar. Ailenin bütçesini dikkate alır ve kendilerine verilen harçlıkları buna göre harcarlar. Paralarını israf etmezler.

Anne ve babaya sevgi  ve saygı duymanın dinimizde çok önemli yeri vardır. İslam'a göre Anne ve babaya karşı gelmek büyük bir hatadır. Onların gönüllerini almadığımız sürece hiçbir işimiz güzel gitmez. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de; Onlara 'Öf! ' diyecek kadar bile saygısız davranılmasını yasaklar. Sevgili Peygamberimiz 'Cennet Annelerin ayakları altındadır.' diyerek, Anne sevgisinin   ne kadar mühim olduğunu ifade etmiştir. Çocuklar, Anne  ve babanın haklarını ödeyemezler. Ailede büyükler de küçüklere karşı daima sevgi  ve hoşgörü besler. Önemsiz hatalarını görmezlikten gelir ve kusurlarını tatlı dille izah ederler. Küçüklerin arzu ve isteklerini dinleyip bunlara önem verirler. Söz verdikleri zaman  yerine getirirler. Sorunlarını çözme konusunda yardım ederler. Bütün bu güzel davranışların temeli sevgi  saygı ve hoşgörüdür. Ailesinde  sevgi  ve saygıyı hakim kılamayan insanlar , toplumda  sevgi ve saygıdan söz edemezler.

Büyükler birçok konuda bizden daha bilgili ve tecrübelidir. Onlar daima küçüklere yardımcı olmayı ve yol göstermeyi düşünür. Bu yüzden, onların görüş ve düşünceleri hoşumuza gitmese de, öğütlerine kulak vermeliyiz. Bizlerin iyiliğini istemekte samimi olduklarına inanmalı ve söylediklerini anlamaya çalışmalıyız. Onlarla beraberken söz ve davranışlarımızda dikkatli olmalı, saygıda kusur etmemeliyiz. Yanlarında ayak ayak üstüne atarak oturmamalı ve izin almadan uzanarak yatmamalıyız. Yolda karşılaştığımızda selam vermeli ve hatırlarını sormalıyız.

Büyüklerimiz arasında öğretmenlerimize ayrı bir değer vermeliyiz. Onlar bizim iyi yetişmemiz, güzel huylar kazanmamız ve hayatta  başarılı olmamız için gayret ederler. Bu sebeple, onların tavsiyelerini büyük bir dikkatle dinlemeliyiz. Okul içinde veya dışında her zaman  saygılı olmalıyız. Onları gördüğümüzde kıyafetimize çeki düzen vermeli saygı içinde selamlamalıyız. Okulumuzdan mezun olduktan sonra bile ziyaretlerine gitmeli, bize verdikleri emeği saygı ile anmalıyız.
Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla duyulan hürmet.

saygı....

içten gelen incelik... EN BÜYÜK ERDEMLERDEN BİRİSİDİR.İNSANDA OLAN
bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu. Hürmet

saygı...
karşı tarafa davranışlarla, hak ettiği değeri vermek ve de göstermek...

Saygı bence insanın kendini değerlendirmesidir. Kendini değerlendiren başkasını da değerlendirir. Başkasına saygı gösteren aslinde kendi seviyesini gösteriyor..
bu olgunun evde aile tarafından kazandırılıp kişinin okul yıllarında ve normal hayatında uygulayıp hayatına katabilmesi gereklidir..

Saygı : Değer verme duygusu olarak görünse de Bizleri bir yolcu hayatı da bir yolculuk dersek Yolun adı saygı olarak kalır. İnsan toplumsal bir varlıktır. Yaşamı boyunca değişik yollardan hedefe doğru gider.ve bu gidiş esnasında insanlara olduğu gibi hayatını yönlendiren iş hayatına da saygı duyar.

iş hayatında saygı: emek fikir çalışanları faydalı olma sorunları çözme.v.s

Saygı, herhangi bir ilişki türü içinde olunan bir  kurum , birey ve benzerine, söz konusu varlık veya oluşumun ilgi ve duygularının farkında tutum sergilemek, buna göre uygun bir davranış tarzını,  tutumu benimsemektir. Saygı, genellikle, ilişkide olunan, iletişim kurulan varlık veya oluşumun  hak değer ve inanç ve her türlü özelliğini göz önünde tutmak bunlara  önyargısız  yaklaşmayı içerir. Her ne kadar tersi gibi gözükse de saygı kavramı  haklar kavramının varlığından önce gelir ve haklar kavramına dayanmaz.

Bu terim genellikle kişiler arası ilişkilerde kullanılır.

Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.

Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

Aslında saygı terimi kişiler arası ilişkilerle sınırlı değildir;  hayvanlar , gruplar, müesseseler  ve ülkeler arasında kullanabilen bir terimdir.

Her ne kadar saygı zaman zaman kibarlık  veya görgü  ile  eş anlamlı kullanılsa da, bunlar birer davranış iken saygı bir tutum dur . Davranışlarda görülen kültürler arası farklılıklar ve aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıması sonucu zaman zaman kişiler tamamen kendilerine dair unsurlardan veya dışa dönük çeşitli davranışlarından dolayı, saygısızlık kastı olmasa da saygısız olarak tanımlanabilirler.

SABIR :

Sabır gösterme ve yetinme: Bir olgunluk evresi olarak algılanan bu makamda; Tanrı’dan başkasına yakınmamak, kutsal gerçeğe giderken aceleci olmamak, taşkınlık yapmamak, ölçülü olmak, verdiği kadarıyla yetinmek,

Acıya katlanma, sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etme.

Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşru olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musibetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır” buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

Mü'minler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır, mü'minin güç kaynağı, imanının koruyucusudur. Hz. Musa’ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların, yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

"Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz” (Muhammed, 47/31).

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.

İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).

Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr, 103/1-3).

Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).

"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.

Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

Sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk, helva olur" demişlerdir.

Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

"Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

SADAKAT :

Sadakat, Allah'a gönülden iman eden müminlerin en belirgin özelliklerinden biridir. Allah yolunda gösterdikleri samimi sadakat, onların ihlas sahibi kimseler olduklarını ortaya koymaktadır. Çünkü bir insanın Allah'a iman etmesi, hiçbir dünyevi çıkar beklemeden yaşaması, hayatı boyunca Allah'ın rızasını kazanmak için çaba göstermesi, sahip olduğu ve sevdiği her şeyi O'nun rızasına ulaşabilmek için kullanması ve kendisine isabet eden zorluklara sabredebilmesi için kesinlikle güçlü bir sadakat ve bağlılık duygusuna ihtiyacı vardır. İnsana bu yolda ilerleyebilme gücünü ve isteğini, ancak Allah'a karşı duyduğu sevgi ve bunun getirdiği güçlü bağlılık ve sadakat kazandırabilir. Allah'a karşı duyulan bağlılık ve teslimiyet ne kadar içten ve kuvvetli olursa, insan Allah'a o denli yakınlaşma fırsatı elde edecek ve O'nun rızasını kazanmakta göstereceği çaba ve şevk de o kadar artacaktır. Müminlerin sahip olduğu bu manevi gücün kaynağı, Allah'a karşı duydukları içten sadakat ve güvendir. Bu nedenle sadakat, mümini diğer insanlardan ayıran en temel özelliklerden biridir. Bir mümin, hayatının sonuna kadar Allah'ın emir ve yasaklarına uyduğu takdirde, -Allah'ın izniyle- Allah'ın rahmeti ve cennetiyle karşılık görecektir.

Sıkıntı ve zorluk anları, inkarcıların sadakatsizliklerini ve samimiyetsizliklerini deşifre ederken, müminlerin de Allah'a ve elçilere olan sadakatlerini ortaya çıkarmaktadır. Müminler, karşılaştıkları zorluk anlarında, "...Bu, Allah'ın ve Resulünün bize vaat ettiği şeydir; Allah ve Resulü doğru söylemiştir..." (Ahzap Suresi, 22) diyerek, Allah'a karşı olan teslimiyetlerini ve bağlılıklarını dile getirmişlerdir. Allah, bir Kuran ayetinde, "Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir." (Nahl Suresi, 42) şeklinde bildirerek, müminlerin bu güzel ahlakını övmüştür. İşte müminlerin duydukları sadakatin gücü, Kuran ahlakını yaşarken gösterdikleri şevk ve istekle kendini belli etmektedir.

Karşılaştığı zorluk anlarında göstermiş olduğu tevekküllü ve teslimiyetli tavır ile tüm Müslümanlara örnek olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), zorluk anlarında Allah'a sadakatte kararlılık gösterilmesi gerektiğini müminlere şöyle hatırlatmıştır:

"...Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 314).

Sadakatin bir başka önemi de, müminleri sürekli bir arada tutan önemli bir özellik olmasından kaynaklanmaktadır. Bu anlamda sadakat, fitne çıkarmak, yapılan salih amellere engel olmak ve müminlerin arasını açıp bozmak gibi çeşitli zarar verici faaliyetlerde bulunmaya çalışan kötü niyetli kimselerin, müminlerin içinde barınmasını da zorlaştırır. Müminlerin Allah'a ve peygamberlere karşı duydukları içten sadakatin ve bağlılığın taklit edilebilmesi mümkün değildir. Bu sadece müminlere özgü bir duygudur. Müminlerin arasına dine zarar verme amacıyla giren kimseler, kendilerini ne kadar gizlemeye çalışsalar da, müminlerin teslimiyetini taklit edemedikleri için, bu amaçlarını hiçbir zaman için gerçekleştiremezler. Allah'a karşı duyulan güçlü bir sadakat ve teslimiyet, salih müminlerle kalplerinde hastalık bulunan kimseleri birbirinden ayırt edip ortaya çıkaracaktır. Bu sadakat duygusu aynı zamanda güçlü bir bağlılık görevi görerek, müminleri hayat boyu birarada da tutacaktır. Müminler, duydukları güçlü sadakat ile kendilerine zarar ve kötülük vermek isteyen kötü niyetli kimseleri rahatlıkla teşhis edip, onlara karşı gereken önlemleri alabilirler. Ayrıca birbirlerinin samimiyetine ve bu yoldaki azimlerine şahit oldukları için, birbirlerine olan sevgileri ve güvenleri daha da artacaktır. Bu şekilde Allah bu kötü niyetli kimselerden müminleri arındırarak onları her zaman için dinç, güçlü ve kamil iman sahibi kimseler kılacaktır.

Allah, iman ediyormuş gibi görünmelerine rağmen, müminlere yardım etmeleri gerektiğinde çekimser kalan ve böylece Allah'a karşı olan sadakatsizlikleri ortaya çıkan bu kimselerin tavırlarını Kuran'da şöyle haber vermektedir:

Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara Kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka bir (vekil) koruyucu dost ve yardımcı bulamayacaklardır. (Nisa Suresi, 173)

Müminler Allah'a karşı güçlü bir teslimiyet ve kararlılık içerisinde oldukları için, en zor anlarda bile Allah'ın rızasına en uygun olan kararı verip, ona göre hareket ederler. Onlar, Allah'ın "...Oysa onlara evla (olan): İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu." (Muhammed Suresi, 20-21) ayetleriyle bildirdiği gibi, her şartta Allah'a sadık kalmanın, kendileri için 'hayırlı' olduğunun bilincindedirler. Allah bu ayetlerde ayrıca, güçlü bir sadakatin, insanın hak olan bir şey karşısında tereddüte kapılmasını engellediğini ve kişiye kararlı bir tavır kazandırdığını da haber vermektedir. Eğer insan güçlü bir iman ve teslimiyete sahipse, bu içten sadakat duygusu, onun kararsızlığa düşmesini önleyecek ve nefsini yenmekte ona daima yardım edecektir. Böylece insan nasıl bir durumla karşılaşırsa karşılaşsın, Allah'a duyduğu sadakati ve teslimiyetiyle, nefsine zor gelen bir şeyin rahatlıkla üstesinden gelebilecektir.

Sadakatin müminlere kazandırdığı bir başka önemli özellik de, birbirlerine olan 'güven ve sevgi'leridir. İman edenlerin birbirlerine karşı duydukları sevgi ve güven, tamamen onların Allah yolunda gösterdikleri 'ciddi' çabaya göre şekillenmektedir. Allah'ın rızasını kazanabilmek için sahip olduğu herşeyini hayır için kullanan, bu yolda 'dosdoğru' bir istikamet tutturan bir mümin, diğer Müslüman kardeşlerinin sevgisini kazanacak ve onlara en güzel şekilde örnek olacaktır. İşte müminlerin Allah yolunda kendilerine isabet eden her olayda gösterecekleri içten sadakat, birbirlerine karşı olan sevgi, bağlılık ve güvenlerinin de artmasına neden olacaktır.

Sadakat mümine, Allah yolunda yaptığı tüm salih amellerde ve Allah'ı razı edecek güzel ahlakı göstermekte bir 'süreklilik' de kazandırır. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, şeytanın aldatmacaları sonucunda, ibadetlerinde ve güzel ahlakta bu sürekliliği gösterememektedirler. Nefislerine ters gelen bir konuda ya da karşılaştıkları en ufak bir zorlukta hemen yaptıkları hayırlı işlerden vazgeçebilmektedirler. Gösterdikleri çaba ve istek zayıf olduğu için de, hedeflerine bir türlü ulaşamazlar. Bu durum, kalplerinde yaptıkları işe karşı gerçek anlamda bir sadakat ve bağlılık hissetmemelerinden kaynaklanır. Bu sadakat ve bağlılığı hissetmedikleri için, bunların kendilerine kazandıracağı 'süreklilikten' de mahrum kalmaktadırlar. Allah'a gönülden bağlanmış olan müminler ise, Allah'a karşı duydukları bu içten sadakat sayesinde, Kuran ahlakını uygulamada ve Allah'ın rızasını kazanmada hayatlarının sonuna kadar 'süreklilik' gösterebilmektedirler. Allah, müminler için hayırlı ve güzel olanın 'sürekli' salih amellerde bulunmak olduğunu Kuran'da şöyle bildirmektedir:

Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır. (Kehf Suresi, 46)

Müminlerin sahip olduğu içten sadakat, onların hareketlerine de yansıyarak, azimlerini ve Allah'a olan teslimiyetlerini artırmakta ve daha da güçlenmelerine vesile olmaktadır. Buna karşılık Allah, münafık karakterli kimselerin kalplerindeki 'hastalıklarını' ortaya çıkarmaktadır. Allah Kuran'da, inkara yatkın olan bu zayıf imanlı kimselerin, müminlere ve elçiye çeşitli engeller çıkararak onları zor durumda bırakmak ve onlara zarar vermek isteyeceklerini bildirmektedir. Bu nedenle Allah müminlere, Allah yolunda hicret edip, Allah'a ve O'nun elçisine olan sadakatlerini ve samimiyetlerini açıkça göstermedikçe, münafık karakterli kimseleri dost edinmemelerini öğütlemiştir:

Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin... (Nisa Suresi, 89)

bencaneren@hotmail.com

 
myspace,google,myspace.com,ebay,various,artist,artist,various,restaurant,mapquest,google.com,sex,1,yahoo.com,music,yahoo,food,cell phone,cellular phone,travel,britney spear,britney spears,porn,hotel,search,music,download,download,music,estate,real,real,estate,car,tube,people,search,movie,ebay.com,boob,craigslist,photo,dvd,band,game,sexy,original,soundtrack,nude,flower,news,chat,movie,theater,bank,america,bank,of,america,pizza,weather,girl,upskirt,ford,ringtone,apartment,dvd,rental,dictionary,free,porn,tit,wikipedia,best,buy,Hotmail,buy,car,buy,a,car,mortgage,bar,Paris,Hilton,youtube,bar,map,laptop,email,yahoo,yahoo,email,career,training,msn,computer,mobile,t,tmobile,wwe,msn.com,solution,voip,Atatürk,resim,key,aşk,sevgi,güzellik,ilişki,kızlar,liseli,tahminler,asya,hun,devleti,basit,makinalar,Arapça,Fatma,komik,oyunlar,geyik,arkadaş,com,eye,betty,boop,porno,en,çok,aranan,kelimeler,müzik,mp3,download,indir,indir,bedava,free,free download,

ATATÜRK - ORDU ve İNANÇ

DİN-İNANÇ VE ATATÜRK 

İzmir’in kurtuluşundan sonra yorgun argın , çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler. Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün;kompartımanın kapısını çalar yaveri,açar kapıyı,yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri “ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz” der. “ Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı...setremi yastık yaptım üşüdüm... ben de uyumadım kalktım ” der.

Yaveri; “Aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla ,battaniye getirirdik” der. Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan derki “ Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması.

” Bu insana diktatör yada inanç sız demeye kimin dili varabilir... Ayaklarının altına Yunan bayrağı serildiğinde,

''Bayrak bir ulusun onurudur'' diyerek basmayıp, kaldırtan bir insanın kendi milletini ve  o milletin inancını çiğneyebileceğini düşünmek ancak onuru ve şerefi olmayan kişilerin işi olabilir diye düşünmeden de edemiyorum.

 

Bakın Mustafa Kemal Atatürk Subaylara hitaben 31.07.1920 tarihinde yaptığı konuşmada nasıl bu güne izler bırakmıştır....

''Efendiler!

Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz; müsait yer de yok. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle İle mülahaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar!

İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını İmhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atfetme borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiat en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvede, mücadele İle mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vazıyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.


Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lâzımdır.

Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

            Kuvvet ORDU dur.

Mevcudiyet MİLLET tir.

 

Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden MİLLET in,

KUVVET in lüzumuna olan VİCDANI  VE O VİCDANIN İTİKADI İMANI DIR….” 

Bu hakikat karsısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

           Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim İle karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki İmanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır.

           Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu İçin lazım olduğunu söylediğim kaynak ki  Milletin vicdanı imanıdır mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardır." O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak İstenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

            Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebalı subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve fesaretleriyle, giriştiğimiz Bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz.

Onların yaşamak İçin bir çaresi sebebi vardır.

Şerefimi korumak!

Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır.

            Dolayısıyla subay için "ya istiklâl. ya ölüm" vardır

Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!”


''Mustafa Kemal Atatürk''
myspace,google,myspace.com,ebay,various,artist,artist,various,restaurant,mapquest,google.com,sex,1,yahoo.com,music,yahoo,food,cell phone,cellular phone,travel,britney spear,britney spears,porn,hotel,search,music,download,download,music,estate,real,real,estate,car,tube,people,search,movie,ebay.com,boob,craigslist,photo,dvd,band,game,sexy,original,soundtrack,nude,flower,news,chat,movie,theater,bank,america,bank,of,america,pizza,weather,girl,upskirt,ford,ringtone,apartment,dvd,rental,dictionary,free,porn,tit,wikipedia,best,buy,Hotmail,buy,car,buy,a,car,mortgage,bar,Paris,Hilton,youtube,bar,map,laptop,email,yahoo,yahoo,email,career,training,msn,computer,mobile,t,tmobile,wwe,msn.com,solution,voip,Atatürk,resim,key,aşk,sevgi,güzellik,ilişki,kızlar,liseli,tahminler,asya,hun,devleti,basit,makinalar,Arapça,Fatma,komik,oyunlar,geyik,arkadaş,com,eye,betty,boop,porno,en,çok,aranan,kelimeler,müzik,mp3,download,indir,indir,bedava,free,free download,

irtica yine işbaşında

İRTİCA = CHP   yada    CHP = İRTİCA

 

Adı konulmamış bir fenomen ne olduğunu ne anlamda kullanıldığını her halde sadece inanç dan yoksun olan özellikle din istismarcısı bir gruptan başka bileni bulunmayan  gizli olduğu kadar da tehlikeli bir FENOMEN

Dünyada ŞERİAT le yönetilen bir tek devlet var oda İSRAİL birde yine dünyada bakın TÜRKİYE de demiyorum özellikle DÜNYA DA diyorum  ŞERİAT le yönetilen tek siyasi ve politik malzemesi DİN özellikle DİN ve İSLAM düşmanlığı olan tek bir parti var oda CHP dir.

Kendisini siyasi bilimci

Kendisini sosyal bilimci

Kendisini iktisadi bilimci

Kendisini din bilimci

Kendisini kültür bilimci

Vs.vs.vs.

 olan bütün prof lara sesleniyorum aksini ispat etsinler.

Şimdi  CHP yani cumhuriyet halk partisi

ŞERİATCİDİR

İRTİCACIDIR

LAİKLİĞE AYKIRI davranmaktadır dolayısı ile LAİKLİĞE KARŞIDIR

FAŞİSTTİR

TEOKRATTIR.

GERİCİDİR

Bencil ve EGOİSTTİRLER

Ve bütün bunların ışığında KAPATILMASI GEREKEN  tek ama TEK PARTİDİR..

 

ŞERİATCİDİR:

 Çünkü bütün eylem söylem ve yaşam biçimleri tek ama tek maddedir oda İSLAM dinini kullanmak,İSLAMİYET üzerinden  MÜSLÜMANLARA yönelik saldırılarda bulunmak.başka hiçbir bilgisi birikimi ve sermayesi olan tek partidir

İRTİCA CIDIR:

 Çünkü kendilerinden başka hiç kimsenin ne olduğunu bilmedikleri bir kelimeyi kavramı ülkeye sokmuştur üreten de uygulayanda ,tüketende kendileridir.yani İRTİCA demek CHP demektir patenti onlarındır kimseye de kullanma hakkını vermezler.

LAİKLİĞE AYKIRIDIR LAİKLİK DÜŞMANIDIRLAR :

Çünkü LAİKLİK din ile devlet işlerinin bir birlerinden ayırt edilmesi bir birine karıştırılmaması ve bir tek fert dahi olsa inancına yada inançsızlığına göre yaşayabilmesinin TEMİNATIDIR,oysa CHP kendi düşüncelerinin dışındakileri baskı ve zulüm altında tutmuş hatta hala tutmayada devam etmektedir.kendi inançlarının dışındakilerine yaşam hakkı tanımamaktadırlar.Tıpkı ŞERİAT DEVLETİ olan İSRAİL in diğer dinlere ait insanlara yaşam hakkı tanımadıkları gibi

FAŞİSTTİR :

Çünkü İktidarı ellerinde bulundurdukları süreçlerde çeşitli mahkemeler kurarak kendi düşüncelerinin dışındaki insanları yargısızca yargılayarak İDAM ETMİŞLERDİR.

Tıpkı İSTİKLAL MAHKEMELERİ gibi Tıpkı İHTİLAL mahkemeleri gibi bütün bunlar reel dir GERÇEKTİR.

FAŞİSTTİRLER  siyasi arenada kendi partilerinde bile karşılarına çıkan muhalefeti çeşitli ENTRİKALARLA yok etme çalışmaları sürdürmüşler MUHALEFETİN AİLELERİNE bile akla hayale gelmeyecek İFTİRA ve İSNATLARDA bulunmuşlardır.kendi muhalefetlerini dahi yargısızca İNFAZ ETMİŞLERDİR.

TEOKRATTIR :

Çünkü iktidarı ne zaman ellerine geçirseler devletin bütün kadrolarını kendi düşüncelerindeki insanlarla doldurmuşlardır ve fütursuzca pervasızca Kraldan çok KRALCI gibi bakanları MOĞULTAY medya önüne çıkarak tabiî ki CHP MİLİTANLARINI DEVLET KADROLARINA alacağız muhalefettekileri alacak kadar enayi değiliz diyebilmiştir.bunlar GERÇEKLERDİR kimse ama kimse inkar edemez.

GERİCİDİRLER:

Özellikle GERİCİLİK = CHP dir .insanların eğitilmesinde EĞİTİMDEN yoksun kalmasında birinci ve tek mümessildirler .Toplum okuma yazma seferberliği uygularken KIZ çocuklarının cahil kalmaması için eğitilmesi için canhıraş bir biçimde çalışmalar yaparken sadece bu grup yani CHP giyim kuşamlarını bahane ederek okula gitmelerini okumalarını engellemektedirler.Diğer yandan iktidar oldukları dönemlerde hiç ama hiçbir yatırım çalışmaları olmamıştır.ne EKONOMİ yönünden nede TARIM nede ALT TAPI yönünden nede İNSANİ EĞİTİM yönünden bütün gayretleri insanları tembelliğe yönlendirmek cahil kalmalarını sağlamaktır.

Bencil ve EGOSTTİRLER :

Çünkü kendilerinden ve kendi yandaşlarından başkalarını hiç ama hiçbir zaman düşünmemiştirler uzun dönemler özellikle TEK PARTİ İKDİDARLARI oldukları halde halka zulüm işkence açlık ve sefaletten başka bir şey vermezlerken özgürlüklerini kısarak azcık bilgilenen lerini ise İHTİLALLERLE ve  İDAM sehpalarında yok ederken kendileri LÜKS içerisinde YALILAR da SARAYLAR da VİLLALAR da  yaşamışlardır iktidarları vasıtasıyla SALTANAT sürmüşlerdir.

Yani bu yazdıklarım sadece cahil okumamış EĞİTİM HAKKI ENGELLENMİŞ hatta eğitim hakkı yine bu parti tarafından ELİNDEN ALINMIŞ olan bir vatandaşın düşündükleridir.

Eğer bu ülkede gerçek demokrasi ve özgürlük varsa EVRENSEL HUKUK geçerliyse bütün bu isnatlar karşısında kapatılması gereken tek bir parti olduğu gerçeğini kimse saklayamaz ve kapatılması gereken sadece kapatılması gereken değil DÜŞÜNCELERİNİN DÜNYADAN  SİLİNMESİ gereken SİYASİ ARENADAN MEN EDİLMESİ gereken  tek partide CHP dir.

Sevgi ve saygılarımla

bencaneren@hotmail.com

myspace,google,myspace.com,ebay,various,artist,artist,various,restaurant,mapquest,google.com,sex,1,yahoo.com,music,yahoo,food,cell phone,cellular phone,travel,britney spear,britney spears,porn,hotel,search,music,download,download,music,estate,real,real,estate,car,tube,people,search,movie,ebay.com,boob,craigslist,photo,dvd,band,game,sexy,original,soundtrack,nude,flower,news,chat,movie,theater,bank,america,bank,of,america,pizza,weather,girl,upskirt,ford,ringtone,apartment,dvd,rental,dictionary,free,porn,tit,wikipedia,best,buy,Hotmail,buy,car,buy,a,car,mortgage,bar,Paris,Hilton,youtube,bar,map,laptop,email,yahoo,yahoo,email,career,training,msn,computer,mobile,t,tmobile,wwe,msn.com,solution,voip,Atatürk,resim,key,aşk,sevgi,güzellik,ilişki,kızlar,liseli,tahminler,asya,hun,devleti,basit,makinalar,Arapça,Fatma,komik,oyunlar,geyik,arkadaş,com,eye,betty,boop,porno,en,çok,aranan,kelimeler,müzik,mp3,download,indir,indir,bedava,free,free download,

DUL KADININ ÇOCUKLARI

NİFAK TOHUMLARI SABATAYIN

TORUNLARI İŞBAŞINDA 

        İDDİA ediyorum üzerine kalıbımı basarım araştırın bakın babası dedesi kim?!!!!....Hiç ama hiçbir TÜRK evladı bırakın TÜRK olmasını hiçbir İNSAN evladı  bunlar kadar hain kalleş cani vahşi olamaz.Devletin makamlarını bir şekilde hile cebr ve irtica en İŞGAL etmiş olmak YÜCE TÜRK MİLLETİNE İHANETİ  uygun bir hareket sayamaz.

   Köylerde çoban köpekleri vardır yediği ekmeye ihanet etmez sahibine ihanet etmez mutlaka ama mutlaka bir saldırı anında canı pahasına  o sürüyü kollamaya ve korumaya çalışır.Bunlar yediği ekmeye ihanet edenlerdir.bunlar kendilerine sunulan makamlara ihanet eden NAMERT lerdir.

         Bunlar bulundukları makam ve mevkileri bu 70 milyon vatandaşın aç susuz yarı çıplak yaşayarak sundukları NİMET olarak değilde babalarının çiftliği sanıyorlar.

    Bu devlete bu millete bu vatana tek kelime ile İHANET içerisindedirler,bunlar VATAN HAİNLERİ dir bunun başka anlamı olamaz.Ağa babaları nıda gördük bir ufak kitapçık sallama olayında bu vatana ne kadar zarar verdiğini yaşadık gördük.

     Bu ÜLKE bu MİLLET bu DEVLET bu kadar acz içerisinde mi.Benim dedelerim GELİBOLU’da,SAKARYA’da SARIKAMIŞ’ta, BATUM’da bunlar için mi ŞEHİT OLDU 20 yaşında gençler  bu VATAN HAİNLERİ için mi GÜNEYDOĞUDA,IRAK’ta ŞEHİT oldu.

   ATALARIM ninelerimin başına namahrem eli değmesin diye şehit oldu .

Evladım kız kardeşi ÖZGÜRCE yaşayabilsin ,OKUYABİLSİN diye şehit oldu.

Gerekirse bunların yanında ben canımı seve seve bin kere feda ederim.

Yeterki değmesin VATANIMA ve bu vatanın HİÇ ama HİÇ BİR MAKAMINA namahrem eli HAİN eli değmesin.

O rengini ŞEHİTLERİN kanından alan YÜCE  BAYRAK dalgalansın sonsuza dek.

Dinmesin bu vatanın semalarından EZAN sesi…

      Kazancının yüzde seksenini sadece vergi olarak devlete ödeyen bir KAMYONCU dan 3 kuruş alacağını devlete ve millete zarar veriyor diye tahsil edebilmek için yıllarca peşini bırakmayan bu DEVLET KAMYONCU nun kamyonunu haczedip satıyor parası vergisini ödemeye yetmeyince aylarca hapse atıp, MAHKUM edip cezalandıran bu DEVLET acaba bu KAMYONCUYU bu hale getiren gelmesine sebep olan bu VATAN HAİNLERİNİ yargılamaktan ACZ içerisinde midir.

    Kimdir bunlar,kimdir bu alçak hainler bu apaçık alenen belli olan bu mihraklar İŞGAL ettikleri o makamların gerçek sahiplerimidir.?

72 milyon vatandaşın olsa olsa sadece 2 milyonudur.

Bu vatan; bu 2 milyon hain,dönek, sabatay torunlarının mıdır?.

    Bölücü Terör Örgütü ile aynı amacı güden aynı eylem ve düşünce de olan bu hain MİHRAK ne amaçlamış olabilir PKK dan daha az.

Dahamı az zarar verecektirler EKONOMİYE (bir haftalık zarar 2,5 milyar dolar) günlük 113 milyon dolar yurt dışına kaçıyor. )

Dahamı az zarar verecekler HUZURA

Dahamı az zarar verecekler bu milletin aşına ekmeğine

Dahamı az zarar verecekler DEMOKRASİYE

Dahamı az zarar verecekler ÖZGÜRLÜĞE ÖZGÜR DÜŞÜNCEYE

Dahamı az zarar verecekler İNSANLIĞA

    Yoksa PKK bölücü terör örgütünden daha az zarar mı verecekler TÜRKİYE CUMHURİYETİNE.

    Bu ülkeyi gerçekten seven YÜCE TÜRK MİLLETİNİ , DEVLETİ ni MİLLETİN GERÇEK VEKİLLERİ ni MHP ‘yi AKP ‘yi BAŞBAKANI nı,CUMHURBAŞKANINI lütfen göreve davet ediyorum..bir vatandaş olarak.

    Ağababaları tarafından ATANAN ihanet tohumları kadar,

   En az bu hainler kadar,bu nifak tohumları kadar görev bilincinde bulunmalarını

    Bulundukları MAKAMLARIN gerçek sahipleri olmadıklarını o makamlara bu YÜCE MİLLET tarafından SEÇİLEREK TEMSİL İÇİN GÖNDERİLDİKLERİNİ ve tek görevlerinin HAKKANİYETLE BU MİLLETE HİZMET olduğunu hatırlatırım..

       YÜCE ATATÜRK’ÜN dediği gibi

        Eğer gereğini yapmazsanız,eğer görevinizi hakkıyla yapmazsanız sizin ne farkınız kalır bu Gaflet, Delalet Hatta İHANET mihraklarından     

  bencaneren@hotmail.com

myspace,google,myspace.com,ebay,various,artist,artist,various,restaurant,mapquest,google.com,sex,1,yahoo.com,music,yahoo,food,cell phone,cellular phone,travel,britney spear,britney spears,porn,hotel,search,music,download,download,music,estate,real,real,estate,car,tube,people,search,movie,ebay.com,boob,craigslist,photo,dvd,band,game,sexy,original,soundtrack,nude,flower,news,chat,movie,theater,bank,america,bank,of,america,pizza,weather,girl,upskirt,ford,ringtone,apartment,dvd,rental,dictionary,free,porn,tit,wikipedia,best,buy,Hotmail,buy,car,buy,a,car,mortgage,bar,Paris,Hilton,youtube,bar,map,laptop,email,yahoo,yahoo,email,career,training,msn,computer,mobile,t,tmobile,wwe,msn.com,solution,voip,Atatürk,resim,key,aşk,sevgi,güzellik,ilişki,kızlar,liseli,tahminler,asya,hun,devleti,basit,makinalar,Arapça,Fatma,komik,oyunlar,geyik,arkadaş,com,eye,betty,boop,porno,en,çok,aranan,kelimeler,müzik,mp3,download,indir,indir,bedava,free,free download,